Bağlanma Stilleri
Güveli Bağlanma

Bağlanma, iki kişi arasında kurulan özel ve duygusal bağdır. En önemli ve temel bağ ise anne ve çocuk arasında bebeklik döneminde kurulandır. Annenin, bebeğin verdiği işaretleri ve onun ihtiyaçlarını görmesi, algılaması ve karşılığında verdiği tepkiye göre kurulan bağ şekillenir. Anne ile bebek arasındaki iletişimin şekline göre bağlanma stilleri de kişiden kişiye değişiklik göstermektedir.

Annenin, çocuğun ihtiyaçlarını algılaması ve doğru şekilde karşılaması bebek ile anne arasında güven bağını oluşturur. Ancak annenin bu işaretleri görmemesi, görüp ilgisiz kalması ya da bu ihtiyaçlar karşısında tutarsız şekilde hareket etmesi bebekle anne arasında güven bağının kurulmasına engel olur. Bu durum çocukluk ve yetişkinlik döneminde kurulan ilişkiler ve birçok farklı alanda etkili olur.

Bağlanma Stilleri Hayatımızı ve İlişkilerimizi Nasıl Etkiliyor?

Bağlanma stili, bebeklik döneminde anneyle kurulan ilişkiyle oluşur. Ancak bağlanma stili sadece bebeklik dönemini ve anneyle olan ilişkiyi etkilemez. Bebeğin çocukluk ve yetişkinlik dönemlerinde kurduğu yakın ilişkiler de bağlanma stiline göre şekillenir.

Bazı insanlar diğerlerine nazaran daha kolay yakın ilişkiler kurar ve bunu daha rahat sürdürebilirler. Bu kişiler, ilişkilerinde oldukça az güven problemi yaşarlar. Diğer taraftan bazı kişiler de ilişki kurmakta ve yürütmekte zorlanırlar. Ya bir ilişkiye başlayamazlar ya da ilişkilerinde sürekli başarısız olduğu hissine kapılır ve ilişkilerini sonlandırırlar. Doğru kişiyi bir türlü bulamazlar. Bazı kişilerin ilişkiye başlamaları ve sürdürmeleri kolay olurken bazılarınınsa bir o kadar zor olmasının temelinde bebeklikte kurulan bağlanma stili önemli bir paya sahiptir.

İnsanlarla nasıl bir ilişki kuracağımız, kendimizi bu ilişkide nereye koyduğumuz ve karşımızdaki kişiden beklentilerimizin neler olacağı gibi birçok kritik sorunun cevabı bebekken anneyle kurulan ilk ilişkide yatar. Anneyle kurulan ilk ilişkiden öğrendiklerimizi diğer ilişkilerimize yansıtırız. Bağlanma stilimiz sadece romantik ilişkilerimizin nasıl olacağını değil, kendimizi ve çevremizi nasıl algıladığımızı da belirler. Aynı zamanda seçimlerimizi, iş hayatımızı, sorunlarla başa çıkma yöntemlerimizi, otoriteyle ve arkadaşlarımızla olan ilişkilerimizi de etkiler. Dışarıdan gelen yardım tekliflerine açık olup olmamızda bile bağlanma stilimizin etkisi vardır.

Bağlanma Stilleri Nelerdir?

Hayatımızı bu denli belirleyen bağlanma stilleri temelde güvenli ve güvensiz bağlanma olarak ikiye ayrılır. Güvensiz bağlanma ise kendi içerisinde kaygılı bağlanma ve kaçıngan bağlanma olarak ikiye ayrılır.

Güvenli Bağlanma: 

Güvenli bağlanan kişiler bebeklik dönemlerinde ebeveynlerinden ayrıldıkları zamanda huzursuz olur ve ağlarlar. Ancak ebeveynleri geri geldikleri zaman rahatlar ve huzura kavuşurlar. Ebeveynlerinin yanında kendilerini güvende hissederler. Gittiklerinde geri döneceklerini bilirler. Bakım veren onun ihtiyaçlarını gördüğü, duygularını tanıdığı için bu kişiler ilerleyen dönemlerde yakın ilişki kurduğu kişileri de güvenilir bulur ve olası tehlike anlarında yanında güvende hissederler.

Güvenli bağlanan kişiler, çocukluk ve yetişkinlik dönemlerinde olumlu benlik algılarına sahiplerdir. Hem kendilerine hem de diğerlerine yönelik olumlu algıları vardır. Kendilerini sevilmeye değer bulurlar ve özgüvenleri yüksektir. Aynı zamanda başkalarına güvenmeye de hazırlardır. Empati becerileri gelişmiştir. Bu nedenle ilişkileri güvene dayalıdır ve istikrarlı bir şekilde ilişkilerini yürütebilirler. Duygusal olarak uyumlu olan bu kişilerin sosyal yeterlilik ve becerileri yüksektir. Sosyal ortamlarda kendilerini rahat ve güvende hissederler.

Kaçınmacı/Kaçıngan Bağlanma:

Bu ilişkide anne mesafeli, duygusal olarak ulaşması zor ve ilgisizdir. Çocuğun ihtiyaçlarını kolayca fark edemez, etse de ihtiyaçlarına tutarlı olarak tepkisiz kalmış ve cevap vermemiştir. Bu nedenle çocuk da ebeveynin varlığına ya da yokluğuna tepki vermez. Ebeveyn uzaklaştığında onun nerede olduğuna ilgi göstermez, geri geldiğinde ise belirgin bir tepki vermez.

Kaçınmacı bağlanan kişilerin benlik algıları olumlu, başkalarına karşı algıları ise olumsuzdur. Stresli ve zor durumlarda dışarıdan yardım gelmeyeceğini düşündükleri için kendilerine yetmeleri gerektiğine inanırlar. Bağımsızlıklarına önem veren bu kişilerin özgüvenleri yüksektir. Kendilerinden beklentileri olumlu, diğer herkesten beklentileri olumsuzdur. Başkalarına güvenmenin ve bağ kurmanın tehlikeli olduğuna, sonunda acı çekeceklerine inanırlar. Bu nedenle bağ kurmaktan kaçınır ve bu konuda isteksizlerdir. Hatta başkalarına ve yakın ilişkilere olan ihtiyacı reddederler. Herhangi bir şekilde yardım ve destek istemekten kaçınırlar. Fazla samimiyet ve yakınlık bu kişiler için rahatsızlık vericidir. Bu nedenle yakın ilişki kurmakta zorlanırlar.

Kaçıngan bağlanan kişiler, oldukça kontrollü kişilerdir. Duygu ve düşüncelerini paylaşmakta zorlanırlar, paylaşmayı da pek tercih etmezler. Karşılarındaki kişilerin duygusal ihtiyaçlarına karşılık vermekte zorlanırlar. Bu da ilişkilerinde sorunlara neden olur.

Kaygılı Bağlanma:

Bu ilişkide bebeğin ihtiyaçları tutarsız ve istikrarsız şekilde karşılanmıştır. Bakım veren genellikle şaşkın ve kararsız davranışlarda bulunur. Bebeğin ihtiyacı olduğu zamanlarda anne kimi zaman ulaşılabilirken kimi zaman ulaşılamaz olmuştur. Bu durum çocuğa karışık mesajlar verir. İhtiyacı olan ilgiyi görmek isteyen bebek bunun için savaşır. Yoğun sinyal verdiği durumlarda ilgi gördüğünü fark edince sürekli olarak yoğun kaygı mesajı verir ve ilişkiyi bunun üzerinden kurar. Sürekli kaygı halinde olması sorunlarla başa çıkma becerilerinin düşük olduğu inancını doğurur. Bu durum benlik algılarının olumsuz, başkalarına karşı algılarının ise olumlu olmasına neden olur.

Kaygılı bağlanan bebekler ebeveynlerinin yanında kolayca sakinleşemezler. Ebeveyninden ayrıldıklarında ciddi korku ve kaygı duyarlar. Nerede oldukları, dönüp dönmekleri, kolay ulaşılabilir olup olmadıklarını sürekli olarak kontrol eder ve tetikte beklerler. Ebeveyni döndüğünde ise sakinleşmeleri kolay olmaz, hem rahatlamış olurlar hem de ebeveynine yoğun öfke duyarlar.

Kaygılı bağlanan kişilerin yakınlık ihtiyaçları ve arayışları yetişkinlik döneminde de devam eder. Bu kişiler için ilişkilerindeki yakınlık hiçbir zaman yeterli düzeyde değildir. Bu nedenle partnerlerinin kendisini sevip sevmediklerinden emin olamazlar. Terk edilme korkuları yoğundur. Bu korkuları partnerlerinden daha fazla ilgi beklemelerine ve aynı şekilde yoğun ilgi göstermelerine neden olur. İhtiyacı olan ilgili sağlamak için de yine yoğun sinyaller verir.

Uzman Klinik Psikolog Beliz EREREN

Ataşehir/İstanbul Psikolog

Ergen, Yetişkin, Çift ve Aile Terapisti

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.