Cinsellikle İlgili Yanlış İnanışlar

Bu yazımızın konusu aslında bir noktada herkesi ilgilendiren cinsellikle ilgili yanlış inanışlar! Toplumların büyük çoğunluğunda tabu olan ve üzerine konuşmaktan, tartışmaktan olabildiğince kaçınılan cinsellik, kültürden ve değerlerden etkilenmeye oldukça müsait bir konudur. Bu nedenle cinsellikle ilgili konular kültürlerin düşünce ve yargılarına göre şekillenerek zaman içerisinde farklı boyutlara ulaşır ve insanları etkileyerek olumsuz sonuçlar edinilmesine neden olur. Genel olarak kulaktan dolma bilgilere dayanan, bilimsel açıklamalarla hiçbir bağlantısı olmayan ve insanların hayal güçleriyle bağlantılı olan cinsel mitler, insanları olumsuz yönde etkileyen ve cinselliğin doğasına uygun olmayan yanlış inanışlardır.

Cinsel işlev bozukluklarının temelinde yatan ve cinsel bilgi yetersizliği veya yanlış bilgilenmenin bir sonucu olan cinsel mitler, insanların cinsel hayatlarında problemler yaşamasının en temel nedenlerinden bir tanesidir. Bu yanlış inanışların bu kadar yaygın ve etkili olmasının nedeni ise toplumumuzda cinsellikle ilgili konuların açıkça konuşulamaması ve yeterli bilginin öğrenilmemesidir. İnsanlar üzerinde bu kadar etkili olan cinsel mitler aynı zamanda kişilerin cinsel kimliklerinin oluşmasında da rol oynar.

Hem kadınlara hem de erkeklere farklı açılardan baskı yaratan ve cinsiyetlere belirli roller belirleyen cinsel mitler, erkeklerle kadınların bazı konularda çatışmasına ve ilişkilerinin bozulmasına neden olmaktadır. Kişinin karşı tarafla ilgili yanlış inanışları, karşı cinse yaklaşımlarına ve onlarla ilgili düşüncelerine de yansır ve ilişkilerin olumsuz şekilde etkilenmesine neden olur.

Erkekler cinsel ilişkiyi her zaman ister ve buna hazırlardır.

Cinsellikle ilgili yanlış inanışlar, kadınlar kadar erkekler üzerinde de büyük bir baskıya ve olumsuz etkiye neden olmaktadır. Toplumun erkeğe yüklediği cinsel rol nedeniyle erkekler, cinsel ilişki yaşamak istemediği durumlarda bile kendilerini ilişkiye zorlamaya çalışırlar, çünkü bu yanlış inanışa göre erkekler her zaman, her durumda ve her fırsatta cinsel ilişkiye girmek ister. Bu da erkeklerde kadınlarla her iletişime geçtiklerinde onlarla cinsel ilişkiye girmeleri gerekiyormuş gibi bir algının oluşmasına neden olur. Erkekler üzerinde oluşan bu baskı erkeklerde performans kaygısına, cinsel işlev bozukluklarına, başarısızlık korkusuna, uzun vadede depresyona neden olmaktadır. Bu yanlışın inanış kadınlar üzerinde farklı bir açıdan etkisi vardır. Kadınlar bu düşünce nedeniyle kendileriyle konuşan her erkeğin onlara cinsel birliktelik amacıyla yaklaştığına inanmaya başlarlar.

Cinsellikle İlgili Yanlış İnanışlar

Kadınlarda cinsel istek azdır.

Bu inanış, kız çocuklarını yetiştirirken bir bakıma onları cinsellikten uzak tutmak için kullanılan bir yöntemin sonucudur. Bu düşünceye göre cinsellik kadınlar için zevk almaktan çok erkeklerin zevk alması için yaptıkları bir görevdir. Çünkü haz almanın erkeklere yönelik olduğuna dair yanlış inanç hâkimdir. Ancak böyle bir durum söz konusu olmadığı gibi kadınların kendi cinselliklerini keşfetmelerinin engellenmesine, cinsellikten utanmalarına ve kendilerini çekmelerine neden olur.

Cinsellikte yönetici olan erkektir. Cinsel ilişkiyi erkek başlatmalı ve sürdürmelidir.

Cinsiyetlerin toplumsal rolleriyle bağlantılı olan bu asılsız inanış, kadın ve erkeklerin bu rollerin dışına çıkmalarını engeller. Bu düşünce aktif olmak isteyen kadınları engellemekle beraber erkeklere her zaman aktif olma zorunluluğu getirir. Aynı zamanda kadınların isteklerini dile getirmeleri ve cinsellikten zevk almaları açısından önemli bir engel oluşturur. Erkekler kadar kadınlar da isteklerini dile getirmeli ve istediği zaman cinsel ilişkiyi başlatabilmelidir.

Cinsel isteğini belli eden kadın hafif biridir.

Bu hem kadınları hem de erkekleri etkileyen bir yargıdır. Kadınların kendini özgürce ortaya koymalarına engel olurken diğer taraftan farkında olarak ya da farkında olmadan erkeklerin eşlerine önyargılı bir şekilde yaklaşmalarına da neden oluyor.

Sevişme her zaman doğal ve kendiliğinden olmalıdır; sevişmek hakkında konuşmak, düşünmek veya hayal kurmak onu bozar.

Sevişme sırasında, öncesinde ya da sonrasında konuşmak, eşlerin birbirlerine ne istediklerini, ne hissettiklerini söylemesi büyüyü bozmaz, aksine eşlerin beklenti, istek ve düşüncelerinin dâhil edilmesi alınan hazzı daha da arttırır.

Her erkek birlikte olduğu kadına nasıl zevk vereceğini bilmelidir.

Kadınların nasıl zevk alacağı erkeklerde doğuştan var olan bir bilgi ya da dürtü değil, aynı kadınlarda olduğu gibi zamanla ve deneyimle öğrenilen bir davranıştır. Cinsellik sadece tek bir tarafın sorumluluğunda olmadığı için zevk almayı ve zevk vermeyi öğrenme aşamasında kadınlar da nelerden hoşlandıklarını ya da nelerden hoşlanmadıklarını söyleyerek erkeklere yol gösterici rolündedir.

Cinsellikle İlgili Yanlış İnanışlar

Eğer eşler birbirlerini seviyorsa sevişirken nasıl zevk alacaklarını, diğer eşin ne düşündüğünü ve ne istediğini de bilirler.

Eşler arasındaki sevgi cinselliği güzelleştirse de eşlerin birbirlerinin ne istediklerini, nelerden hoşlandıklarını anlamaları için yeterli değildir. Bunun için eşlerin birbirlerini tanımaları ve tecrübe edinmeleri gerekir. Bu yanlış inanış, yeterince zevk alamayan eşlerin birbirlerine olan sevgilerini sorgulamalarına ve tecrübe edinmelerini engelleyen bir baskı oluşmasına neden olur.

Kadın cinselliği gizemli ve karmaşıktır. Ancak erkek cinselliği açık ve basittir.

Ne kadın cinselliği çok karmaşık ne de erkek cinselliği çok basittir. Kadın cinselliğinin gizemli ve karmaşık algılanmasında toplumsal yargılar ve yaklaşımlar ön plandadır. Erkek cinselliğinin bu kadar basite indirgenmesi de erkekler üzerinde iyi olma zorunluluğu ve baskısı yaratır.

Erkekler ne olursa olsun duygularını belli etmezler.

Erkekler üzerinde sadece cinsellik değil, birçok alanda baskı yaratan ve yük olan bir yanlış inanıştır. Duygularını yaşamalarını ve göstermelerini engelleyen bu düşünce, erkeklerin hem cinsel hem de duygusal yaşamlarında sorunlar yaşamalarına ve kendilerini gerçek anlamda ortaya koyamamalarına neden olmaktadır.

Cinsellikle ilgili öğrenilecek yeni bir şey yoktur, içgüdüseldir, öğrenilmez.

Cinsellik, içgüdüsel olmanın yanı sıra tecrübe edilerek öğrenilen ve geliştirilen bir şeydir. Bu nedenle sanılanın aksine cinsellikle ilgili yeni şeyler öğrenmenin, keşfetmenin sınırı yoktur.

Eşler birbiriyle sevişmeye hayır diyemez.

Sevişmeye hayır demenin eşi reddetmek ya da reddeden kişide bir problem olduğuna dair yanlış yorumlama birçok kişinin istemsizce cinsel birliktelik yaşamasına ve kişilerin cinsellikten haz alamamalarına, uzaklaşmalarına neden olmaktadır. Ancak cinselliğin bir görev ya da bir şeyin ispatı olmadığı unutulmamalıdır.

 

Uzman Klinik Psikolog Beliz EREREN

Dedio Psikoloji Ataşehir – Cinsel Terapi ve Çift Terapisi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.