Bağlanma Korkusu Nedir?

Bir döneme damgasını vuran Issız Adam filmi ile hayatımızda yepyeni bir konuyla karşı karşıya geldik: bağlanma korkusu. Aslında o zamana kadar farkında olmasak da filmden önce de çevremiz bağlanma korkusu yaşayan ve uzun, gerçek ilişkilerden olabildiğince kaçan insanlarla çevriliydi. Ancak bu filmle bir bakıma gözümüz açıldı ve bu insanların farkına varmaya başladık. Peki bu kadar fazla insanı etkileyen bağlanma korkusu nedir?

Bağlanma korkusu, bir kişinin bir ilişkiye ya da ilişki yaşadığı kişiye bağlanmaktan kaçması, buna karşı kaygılar oluşturmasıdır. Bağlanma korkusu yaşayan kişiler, kendisine duygusal anlamda ket vurur ve o bağı kurmamak için direnç gösterirler. Bu durumun en yoğun göstergesi ise ilişki yaşamamaktır. Yaşanan ilişkiler de olabildiğince yüzeysel ve kısa süreli kalır. Zaten bir taraf bağlanmamak için elinden geleni yapıyorsa bu ilişkinin sağlıklı ve uzun süreli olması beklenemez.

Gerçekten sağlıklı, sağlam bir ilişki oluşması için her iki tarafın da karşısındakine güvenme, onunla bir yakınlık kurma ve kendisini güvende hissetme ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaçlar iki taraf için de karşılandığı zaman sağlıklı bir ilişki için gerekli ortam kurulmuş olur. Bağlanma korkusu yaşayan bir kişi için bu ortamı kurmak oldukça güçtür. Çünkü birine bağlanmak, ona karşı olan duyguları açıkça ortaya koymak bir bakıma teslimiyettir. Bağlanmaktan kaçan biri için de bunu yapmak oldukça zordur. Bu nedenle genellikle kısa süreli ilişkileri tercih ederler.

Bağlanmaktan Korkan Kişiler Neler Yapar?

Bağlanmaktan kaçan kişiler, farkında olmadan yaşadıkları ilişkilerin derinleşmesine ve uzun soluklu olmasına çeşitli yollarla engel olurlar. İlişkinin devam etmemesinin nedeni olarak karşı tarafı suçlamak, onu yetersiz olarak görmek ve göstermek bu yollardan bir tanesidir. Böylece ilişkinin kötü gitmesinin suçlusu kendisi değil, ne yaparsa yapsın onu memnun edemeyen eşidir. Bu nedenle de bu kişiler kendisinin aşık olduğu kişilerle değil ona aşık olan kişilerle ilişki kurmayı tercih ederler. Böylesi sorumluluktan uzak ve çok daha kolaydır.

Bazıları ise partnerinin ona bağlanmalarını engellemeye yönelik hareket eder. Bu nedenle karşı tarafa ona değer verdiğini, onu sevdiğini, ona ihtiyacı olduğunu göstermez. Aksine ona ihtiyacı yokmuş gibi bir tutum sergiler. Aslında karşı tarafın bağlanmasından korkan kişilerin temelde yatan korkusu kendisinin ona bağlanmasıdır. Bunun için bütün ilişki boyunca düzenli bir şekilde ilgisiz olmaktansa bir yakın bir uzak durarak hareket eder. Bu da ilişkiyi iyice çıkmaz bir hale getirir. Ancak bütün bunlara rağmen gözden kaçırılan bir nokta vardır. Ne kadar kaçsak, ne kadar istemeyip bunun için çaba harcasak da fark etmeden insanlarla bağ kurarız. Kaçmaya çalışsak da bağ kurmak yapımızda var.

Bazı İnsanlar Neden Bağlanmaktan Korkar?

Hiçbir problemde olmadığı gibi bağlanma korkusu da ortada bir neden yokken, bir anda ortaya çıkan bir durum değildir. Her sorunda olduğu gibi bunun da bir temeli, bir çıkış noktası vardır. Kişilerin önceki ilişkilerinde yaşadığı problemler, o zamanlar yaşadıkları üzüntü, hayal kırıklıkları yeni bir ilişkiye girmek istememelerinin, bundan kaçmalarının en büyük nedenlerinden bir tanesidir. Yeni ilişkide yaşanacak olası olumsuz durumlar önceden yaşanan kötü hatıraları gün yüzüne çıkaracağı için bundan olabildiğince kaçarlar. Böylece kötü deneyimleri hatırlayıp tekrar yaşamadıkları gibi yenilerini de eklememiş olurlar.

Biten eski ilişkiler bağlanmaktan kaçınmanın tek nedeni değildir. Önceki ilişkilerimizden kazandığımız deneyimler kadar hayatımızın ilk yıllarında anne babamızla kurduğumuz bağ, bizim yetişkinlik döneminde kurduğumuz ilişkilerin temelini atar. O yıllarda kurulan bağ ne kadar sağlıklı olursa ilerleyen dönemlerde bunun olumlu etkisi bütün ilişkilerde görülür. Ancak aşırı kontrolcü ya da aşırı ilgisiz anne babayla çocuklukta kurulan bağlar gelecekteki ilişkilerde kurulacak bağdan kaçmaya neden olur.

Bağlanma korkusunun temelinde terk edilme ve acı çekme korkusu vardır. Kişi aslında bağlanmaktan değil, o bağı kurduğu kişiyi kaybetmekten ve sonrasında acı çekmekten korkup kaçar. Karşı tarafı memnun edememe, ona layık olamama gibi endişeler de bu kaçınmanın temelinde yatan düşüncelerdir. Bağlanma korkusu yaşayanlar bağımlı kişilik özellikleri göstermeye meyillidirler. Bağımlı kişilerin hissettikleri her zaman gösterip söylediklerinden çok daha fazladır. Bu kişiler reddedilme, terk edilme korkuları nedeniyle ilişkide risk almaktan kaçarlar. Varlığıyla mutlu eden birinin yokluğunda çekilecek olası acıdan korktuğu için duygularını saklar ve kendini ilişkiye açmaz.

Bağlanma Korkusu Nasıl Atlatılır?

Her şeyden önce böyle bir korkunun olduğunun farkına varılması başlangıç için önemli bir adımdır. Bunu fark ettikten sonra ilişkiye bakış da değişecektir. Gerekli çabanın gösterilmesiyle ilişkiyle birlikte kişi de değişmeye başlayacaktır. Ancak bu durumun farkında olmamız korkunun temelinde yatan sorunu çözmez. O sorun çözülmediği sürece de bu hisler devam eder. Korkunun yenilmesi için önce o korkuyla yüzleşmek gerekir. Yüzleşme aşamasında bireysel ya da çift terapisiyle profesyonel bir yardım almak hızlı bir şekilde çözüme kavuşmada yardımcı olacaktır.

 

Uzman Klinik Psikolog Beliz EREREN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.