“Korku ve kaygılarımı nasıl yönetebilirim?” diye soran ve bu konuda zorluk yaşayan pek çok kişiyle karşılaşıyoruz. Korkuyla iç içe geçmiş olan kaygı, sahip olduğumuz duygulardan sadece bir tanesi. Baktığımızda kaygının temelinde korku yatar.

Korku, var olan bir tehlikeye karşı yaşadığımız duyguyken kaygı, henüz olmamış ancak olma ihtimaline karşı hissettiğimiz duygudur. Bu iki duygu, tıpkı mutluluk, sevinç, şaşkınlık gibi doğuştan gelirler ve her zaman bizimle olacaklar. Diğer duygularda olduğu gibi kaygı ve korkuyu hissetmek oldukça normaldir. Önemli olan; hissedilen kaygının kişinin hayatını engelleyecek şiddette olmamasıdır. Kaygıların üst seviyelerde olduğu Panik Bozukluk ile ilgili yazımı buradan okuyabilirsiniz.

Genellikle kaçmak için çabaladığımız korku ve kaygı, aslında bizi koruyan ve bu zamana kadar hayatta kalabilmemizi sağlayan en önemli etkenlerden biri. Farkında olmasak da korku ve kaygılarımız bizi olası tehlikelerden korur. Korkularımızı bir arabanın alarmına benzetebiliriz. Çalan alarm, bize bir tehlike olduğunun haberini verir, aynı korkularımız gibi. Biz de bu alarma göre tedbirimizi alırız. Bu, kaygı ve korkunun işlevsel yanıdır. Ancak arabanın alarmı her kedi geçtiğinde çalmaya başlarsa bu durum işlevsel olmaktan çıkar ve zarar verici bir hal alır. “Korku ve kaygılarımı nasıl yönetebilirim?” sorusundan önce neden korku ve kaygı duyarız onu anlamamız gerekiyor.

Neden Korku ve Kaygı Duyarız?

Korku ve kaygı hissetmenin normal olduğundan bahsetmiştik. Burada önemli olan konu; kaygı duymak değil, kaygılı biri olmak. Korku ve kaygı, en başından beri var olsa da kaygılı biri olmayı sonradan öğreniriz. Özellikle gözlemlerimiz bu anlamda oldukça etkilidir.

Yaşadığımız çevre, kültür, aile üyelerimiz, aile yapımız, geçmişimiz birçok şeyi etkilediği gibi olaylara yaklaşımımızı, kaygı düzeyimizi de aynı şekilde etkiler. Örneğin; annemiz, babamız ya da yakın çevremizden bir kişi çok kaygılı biriyse biz de daha çocukken kaygılı olmayı öğreniriz. Hem çevremizdeki insanların davranışlarını gözlemleyerek öğreniriz bunu hem de onlardan direkt aldığımız duygularla. Ne kadar saklanmaya çalışılsa da çevredeki iyi, kötü bütün duyguların bebeklere, çocuklara direkt geçtiği bilinen bir gerçektir.

Çocuğa kaygıyı hissettirmenin yanında onu büyütürken dünyayı kaygı duyulması, korkulması gereken bir yer olarak göstermek de ileride kişinin kaygılı bir birey olmasına yol açar. Bunların yanı sıra geçmiş yaşantılarımız ve kişilik özelliklerimiz de kaygı ve korku duymamıza neden olan diğer faktörlerdir.

Korku ve Kaygılar Günlük Hayatı Nasıl Etkiler?

Olması gerekenden daha şiddetli yaşanan kaygı ve korkular, kişinin hayatına birçok kısıtlamayı da beraberinde getirir. Kaygı yaşamamak, korkuyla yüzleşmemek için kişi, ona bu duyguları yaşatacak yer, zaman, kişi ya da durumlardan uzak durmaya, yani kaçınmaya başlar. Bir süre sonra bu kişi, asıl korktuğu şeyden değil, onun hissinden kaçmaya başlar.

Kaçınma, kişinin iş hayatında, özel ve sosyal yaşamlarında sorunlarla karşılaşmasına neden olur. Bir bakıma kaygılar nedeniyle sınırlar çizmeye ve bu sınırlar içinde yaşamaya başlar. Böylece, kişinin dünyası küçülür ve hayatını istediği şekilde yaşayamamaya başlar. Bütün bu olanlar en sonunda kişinin kendisine olan güveninin sarsılmasına neden olur. Peki, hayatımızı bu denli etkileyen korku ve kaygılarımızı nasıl yönetebiliriz?

Korku ve Kaygılarımı Nasıl Yönetebilirim?

  • Öncelikle kaygılarınızı kabul etmelisiniz. Kaygılarınızın varlığını ve size olan etkisini kabul ederseniz sonraki aşamalar çok daha kolay olacaktır.
  • Kaygılarınız hakkında farkındalık edinin. Sizi nelerin bu kadar kaygılandırdığını ve aslında sizi neyin bu kadar korkuttuğunu anlamaya çalışın. Bu farkındalığa kendinizi tanıma çalışması da diyebiliriz.
  • Çoğunlukla kaçtığınız kaygılarınızla yüzleşin. Bunun için küçük adımlar atın. Örneğin; topluluk önünde konuşurken kaygılanıyorsanız direkt yüzlerce kişiye sunum yapmanıza gerek yok. Çok samimi olmadığınız ama tanıdığınız 5-6 kişilik bir grupta söz alıp küçük konuşmalar yapmanız da başlangıç için etkili olacaktır. Sosyal fobiniz olduğunu düşünüyorsanız bu içeriğe göz atabilirsiniz.
  • Kaygılarınızı hiç düşünmemek bir çözüm değil. Kendinize kaygılanmak için gün içerisinde kısa bir süre tanıyın. Orada bütün fikirleri kafanızda uçuşturun, daha sonra hepsini orada bırakıp devam edin.
  • Kaygılarınızı birileriyle paylaşın. Zihninizde büyüttüğünüz düşünceleri sesli bir şekilde dile getirdiğinizde, onları duyduğunuzda bazen gücünü kaybettiğini göreceksiniz.
  • Günlük tutun. Kafanızdakileri bir şekilde dışarı vurmak kaygılarınızın etkisini azaltacaktır.
  • Rahatlama egzersizleri, nefes egzersizleri yapın.

Çevrenizde korku ve kaygıları olan biri varsa ve ona nasıl yaklaşacağınızı bilmiyorsanız linkten ilgili yazıma ulaşabilirsiniz.

Bütün çabalarınıza rağmen kaygılarınızı kontrol etmekte zorlanıyorsanız ve kaygılarınız hayatınızın birçok alanını etkilemeye başladıysa profesyonel bir destek almanızda fayda var.

Uzman Klinik Psikolog Beliz EREREN

İstanbul Ataşehir Psikolog

Ergen, Yetişkin, Çift, Aile psikoterapisti

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.